ANALARA, BABALARA MEKTUP
Çocuğumuzun başarısını
etkileyen en önemli nedenlerden birisi, ailenin yaşantı ortamı ve tutumudur.
Çocuklarımız adına yapacağımız kimi küçük özveriler, onları başarılı yapacak
ve mutlu kişiler olarak topluma katılmalarını sağlayacaktır.
Çocuğunuz okuldan döndüğü zaman onu
karşılayan birisi olmalı evde. Okuldan getirdiği sevinç ve üzüntü duygularını
paylaşacak birisi... Okula giderken de onu uğurlayan birisi ya da birileri
bulunmalı. Çocuğunuzu çok sevin ve sayın ki o da sizlere ve diğer insanlara
karşı sevgi ve saygı duyabilsin.
Çocuklarımızın devlete ve
topluma olan saygı duygusu ailede doğar, okul boyunca gelişir. O nedenle
çocuklarımızın yanında tanıdıkları, arkadaşları, öğretmenleri
çekiştirmemeliyiz. Çocuklarımız, öğretmenlerinden ya da okuldan yakındıkları
zaman, yakınmalarının derinleşmesine fırsat vermemeliyiz. Onlara kimi
gerçekleri açıklayabiliriz: "Her öğretmen, her çocukla yeteri derecede ilgilenemeyebilir.
Okul, herkesin istediği düzene girmez. Biz okul düzenine uymalıyız..."
Göreceksiniz, çocuklarınız kısa zamanda olumlu yolları araştırıp bulmaya
çalışacaklardır.
Çocuğunuzun evde rahatça
derse çalışabilmesi için, olanak ve yer hazırlayın.Durumunuz elverirse, masa ve
iskemle alın. Ayrıca çalışma odası düzenleyin. Çantasını, odasındaki
kitaplığını, yatağını kendisi düzeltsin. Git gide bu işlere alışsın. Çocuğunuz
dersleri ile ilgili sorular sorduğunda, bilginiz düzeyinde yanıtlayın. Bilmediklerinizi
açıkça belirtin. Nerelerden yararlanabileceği hakkında yol gösterin. Kendi
bildiklerinizi çocuklarınıza öğretmeye çalışmayın.
Çocuğunuz dilemediği
sürece, onunla yanyana oturup ders çalışmak onu sıkar. Çocuğun yaşantı ve
öğrenme merkezi, okul-bütünü olmalıdır. Ev çalışmaları, okul çalışmalarına
yardımcı olmalıdır. Çocuklarımız, okul programına ve okul yaşantısına uyma isteği
içerisine girerlerse, tüm fizik ve psikolojik güçlerini okul başarısı
doğrultusunda kullanacakları için başarıları sürekli olur.
Çocuğunuzun okul yönünden
olan tüm dileklerini yerine getirmeye çalışın. Bu dilekler, size çok
geliyorsa; okul yönetimi ile aile arasında çocuğunuzu aracı olarak kullanmayın.
Onun yanında yakınmayın. Doğruca okul yönetimi ile görüşün. Düşüncelerinizi
onlara açıklayın. Böylece okul yönetimine de yardımcı olursunuz.
Çocuklarınızın, okul
programlarını başarı ile yürütmesinde evdeki yaşamı önemlidir. Bu yönden
aileye çeşitli özveriler düşmektedir: Çocuklarımız, tek başına evde kalmak
istemezler. Ailenin gece yaşantısı çoksa çocukların yararına bunu azaltmalıdır.
Söz gelimi; haftada dört gece dışarı çıkan aile ya da her akşam kahveye giden
baba. bunu haftada ikiye ya da bire indirebilmelidir. Çocuklarımızın giyim ve
harçlığı, arkadaşlarının derecesinden aşağı düşürülmemeli; yukarıda
çıkarılmamalıdır. Bir başka deyişle; çocuklarımızın savruk olmaması için,
onlara fazla harçlık vermeyelim. Ama arkadaşları arasındaki yerini bulabilmesi
için, harçlıksız da bırakmayalım.
Ailenin mutluluğu, çocuğa
psikolojik güven verir ve başarısı": artırır. Çocuklarımızın yanında
tartışma yapılmamalıdır. Anlaşmazlıklar olursa onlardan uzakta çözmeye
çalışılmalıdır. Çatlak topraklarda nemsiz kalmış ağacın yemişi ne ise,
geçimsiz ailenin çocuğu da o duruma düşer.
Çocuklarımız, kardeşi ya
da aileden biriyle anlaşmazlığa düşer, tartışmaya girer, kavga yapabilir. Bu
durumlarda araya başkas: girmesin. Konu iki kişi arasında sonuçlansın.
Aileden biri çocuğa sert
davranırken diğeri yumuşak davranmaya yeltenirse çocuğun kişiliği dengeli
gelişemez. Çift yönlü davranış çocuğu yalancılığa ve ikiyüzlülüğe iter. Kendine
güvenini azaltır ve başarısını düşürür.
Ancak burada önemli bir
konuya değinmeden geçemeyeceğim: Umulmadık bir zamanda, eşlerden birisi
(örneğin baba) çocuğa sert bir çıkışta bulunabilir. Böyle bir durumda ana,
çocuğa arka çıkmamalı. Olumlu yorumlarla konuyu açıklama yoluna gitmeli.
Böylece çocuğun. anlayışlı bir davranış içine girmesine yardımcı olunur.
Konunun tartışması ayrıca aile içindeki uyumlu yöntemlerle ileride yapılabilir.
ANA İLE ÇOCUK
Bebek doğar doğmaz,
çevrenin farkına varır, ana ile çocuk arasındaki-bağ, ilk 24 saat içinde
kurulur. Ana, yeni doğan bebeği kucağına alıp okşarsa bebek sevildiğini anlar.
Kişiliğin oluşmasında,
üçüncü yaşa kadar olan dönem önemlidir. Kişiliğin oluşması altıncı yaşa kadar
sürer, bu yaşlarda çocukla en çok ilgi kuran anadır. Bu nedenle çocuğun tüm
benliğini etkileyen en önemli kişi
Evli olan her kadın; önce
bir eş, sonra da çalışan bir kişidir. Çocuğu olan bir kadın ise önce ana sonra
eş, daha sonra da çalışan bir kişidir. Analık görevi, eşlikten, ete, çalışmaktan
da önde gelir.
Anada bir yaşatıcılık ve yaratıcılık
gücü vardır, ananın üstünlüğü, çocuklarına karşı olan engin sevgisi içinde
saklıdır. Çocuklarına yeterli sevgiyi vermeyen bir kadın ne ana, ne eş olabilir.
Olsa olsa erkeğe ortak bir kişi olur.
Ailenin kutsallığı analık
duygusu içinde saklıdır. Yeni evli eşler arasında aile duygusu kökleşmedikçe,
çocuk1 istenmemelidir. Çünkü analık zordur yorucudur, yıpratıcıdır. Tüm
yaşamını çocuklarına ve eşine adamayı göze alabilenler ana olmalıdırlar.
Çocuk yapmak kolaydır.
Önemli olan ise onu yetiştirmektir, ana sergisine doyamayan çocuklar, topluma
zararlı kişiler olarak yetişirler. Şımarıklık, inatçılık, bencillik, tembellik,
yalancılık, kırıcılık vb. duygusal bozuklukların nedenleri ana sevgisi eksikliğinden
olmaktadır. Özgür, mutlu ve başarılı kişiler, kaynağı tükenmeyen, engin ana
sevgisinin besleyici ve yaratıcı sıcaklığı içinde yetişirler. Bu nedenle
analık, insanlığın ve kadınlığın en üstün aşamasıdır.
BABA İLE ÇOCUK
Ana kadar, babanın uyana
kaynağı olması da önemlidir. Çünkü toplumda iki cins insan vardır: Kadın ve
erkek. Bu iki cins tarafından da yeterince uyarıcı alabilen çocuk, topluma
olumlu uyum gösterebilir. O nedenle çocuk, kendine en yakın kadından analık,
en yakın erkekten de babalık sevgisini atarak gelişir.
Ne var ki ülkemizde
babaların çoğu çocukları ile ilgilenmezler. Çoğu da çocuğun yetiştirilmesini
anaya bırakmışlardır. Çocuğun eğitiminden anayı sorumlu tutanlar da vardır.
Kaldı ki, çocuğun dengeli bir kişilik kazanmasında, ana kadar babanın da yeri
önemlidir.
Bir erkek çocuk,
sevmediği kişiye benzemek için özenmez. Baba, çocukla ilişkilerinde sabırsız
davranırsa o çocuk, tüm erkeklerin karşısında huzursuzluk duyacaktır.
Erkeklerle birarada bulunmaktan rahatsız olan erkek çocuk da daha çok anaya
yaklaşarak kadınsı davranışları benimseyecektir.
Erkek çocukla oyunlar
düzenleyerek onunla arkadaş olmalıdır baba. Oyunlarda onu utandırmamalıdır.
"Benim gibi erkek adam olsun" gibi tabansız düşüncelerle kendi
istediği oyun ve davranışlara yönlendirmemelidir çocuğu, önemli olan
erkeklik-dişilik değil, "Mertliktir."
Baba, çocukla oynarken
şiddetten kaçınmalıdır. Eğer baba, oyunda kurt olup ulursa çocuk bunu gerçek
gibi görür ve "KURT BABA" çocuğun düşüne girer. Oyunlar sakin ve
doğal olmalıdır. Gerek oyun içinde, gerekse diğer tüm ilişkilerde, çocukla asla
alay edilmemelidir.
GELİŞME ORTAMI
Bitkiler doğanın birer
parçalarıdır. Çocuklar da doğanın birer parçalarıdır. Çocukların olumlu ya da
olumsuz yetişmeleri, içinde bulundukları ve geliştikleri ortamın durumuna
bağlıdır.
Bitki yetiştiren bir
çiftçi; hiç bir zaman yetiştirdiği bitkilerin biçimi, dalı, yaprağı üzerinde
durmaz. Bitkilerin birbirlerine ya da öteki bitkilere benzeyip benzemediği
üzerinde de durmaz. Onun tek düşüncesi, bitkinin bol ürün vermesidir. Bu
nedenle toprağı işler. Gereğince gübreler. Yabancı otlardan temizler.
Hastalıklara karşı ilaç verir. Zamanında ölçülü olarak budama yapar. Ölçülü olarak
su verir. Becerebildiğince doğal yıkımlara karşı önlem alır. Hava durumu da
uyumlu olursa bol ürün alır çiftçi.
Komşunun ağacı bol yemiş
veriyorsa kendi ağaçlarının da onlara benzemesi için zorlamaz. Sağa sola,
aşağı yukarı asılmaz. Dallan, filizleri sıkıştırmaz. Ancak ağaçların bol ürün
vermesini sağlayıcı önlemler almakla yetinir. Tarlayı işlemede, gübreleme ve
ilaçlamada, sulamada, budamada bir yanlışlık (Azlık çokluk) olup olmadığını
düşünür, ölçer. Bir başka deyişle bitkilerinin daha bol ürün vermesi için ortam
hazırlar.
SEVGİNİZİ ESİRGEMEYİN
Aile içinde sevgi
ortamının doğması, öncelikle karı-kocanın karşılıklı sevgi ve saygısına
bağlıdır. Bu ortam doğmamışsa çocuklarda çeşitli psikolojik bozukluklar
oluşabilir. Bir başka deyişle, büyükbaba ve büyükannenin hastalıkları
torunlarında da görülebilir. Her bireyin ve her ailenin zayıf yönleri olabilir.
Eğitim, bireydeki zayıf yönleri bulup eğiterek yeni ve güçlü kişilikler
yaratmaya ye terlidir. Çeşitli sorunları olan çocukların düzelmelerinde, uygulayabilenler
için eğitim, sihirli bir çubuktur.
Çocuklarda görülen
başarısızlıklar çoğu kez sevgi azlığından doğmaktadır. Okullarımızdaki uyumsuz
çocukların gıdaya mı, yoksa sevgiye mi daha çok gereksinimleri olduğunu
ölçebilsek; sevgi açlığının daha çok olduğunun görürüz. Gıda yetersizliğinin
çocuğa zararı zamanında görülebilir. Ama sevgi yetersizliğinin zararı yıllarca
sonra ortaya çıkar. Gıdası eksik olan bir çocuğun kimi becerilerinde belki az
gelişme olabilir. Ama yetiştiği zaman, toplumun çeşitli kesimlerinde eğitim
derecesine göre yararlı hizmetler yapabilir. Ancak sevgi azlığı içinde büyüyen
bir çocuk, toplumun hangi kesiminde görev alırsa alsın, topluma yararlı
çalışmalarda bulunamaz.
Çocuk ne denli beslenirse
Beslensin, sevgi yokluğu içinde büyürse benliği gelişemez. Kişiliğinde
boşluklar olur. Çevresine ve topluma ayak uyduramaz. Büyüdüğünde pek çok
davranış bozuklukları gösterir. Çocuk bakımevlerinde, geçimsiz ve yıkılmış ailelerde
büyüyen çocukların kişiliklerinde çeşitli uyumsuzluklar görülür. Söz gelimi
çekingen, heyecanlı, kibirli, şımarık, kararsız ve duygusal olabilirler.
Çocuğun bedenindeki
eksiklikler giderildiği zaman, zekasında gelişme görülür. Örneğin; çocuklardaki
solucan tedavisi, zekanın çalışmasını olumlu yönde etkiler. Ancak bu demek
değildir ki çocuğun sağlığının iyi olması zekayı artırır. Çocuğun sağlığının
iyi olması, zekasının normal çalışmasını, gerilememesini; çocuğun gereksinimi
olan sevgiyi alması da zekasının normal çalışmasını, gerilememesini sağlar.
Etiketler: