AKRABA
EVLİLİĞİ
Tanımı
ve Yaygınlığı: Aynı soydan gelen kişilerin yapmış
oldukları evlilikler akraba evliliğidir. Bu akrabalık anne soyundan veya baba
soyundan gelebilir. Her ikiside aynı derecede önemlidir. Halk arasında yanlış
bir izlenim olarak baba soyundan gelen akrabalığa daha çok önem verilir. Bu
evliliklerde akraba ilişkileri derece derecedir.
1.
Derecede Akrabalık:
v Her
iki çiftin babalarının kardeş olması “Amca kızı , amca oğlu modeli” (Şekil 1)
v Her
iki çiftin annelerinin kardeş olması “Teyze kızı, teyze oğlu modeli” (Şekil 2)
v Çiftlerden
birisinin annesinin, birisinin babasının kardeşi olması (Hala kızı, dayı oğlu
modeli” (Şekil 3 A), “Hala oğlu dayı kızı modeli” /Şekil 3 B)
ŞEKİL
1
AMCA
KIZI, AMCA OĞLU
EVLİLİĞİ
EVLİLİK
AMCA
AMCA
BABA ANNE
Hasta
Erkek Hasta Kız Sağlam Erkek
Sağlam Kız Taşıyıcı Taşıyıcı
Çocuk Çocuk
Çocuk Çocuk Erkek
Çocuk Kız Çocuk
ŞEKİL 2
TEYZE
KIZI, TEYZE OĞLU
EVLİLİĞİ
TEYZE TEYZE
BABA ANNE
Hasta Erkek Hasta
Kız Sağlam Erkek Sağlam Kız
Taşıyıcı Taşıyıcı
Çocuk
Çocuk Çocuk
Çocuk Erkek Çocuk Kız Çocuk

ŞEKİL
3
HALA
KIZI, DAYI OĞLU MODELİ
|
|
DAYI
HALA
BABA ANNE
Hasta Erkek
Hasta Kız Sağlam Erkek Sağlam
Kız Taşıyıcı Taşıyıcı
Çocuk Çocuk
Çocuk Erkek Çocuk Erkek
Çocuk Kız
ŞEKİL 4
HALA
OĞLU , DAYI KIZI
MODELİ
HALA DAYI
BABA ANNE
Hasta Erkek Hasta
Kız Sağlam Erkek Sağlam Kız Taşıyıcı
Taşıyıcı
Çocuk
Çocuk Çocuk
Çocuk Erkek Çocuk Kız Çocuk
AKRABA
EVLİLİĞİNİN SAĞLIK YÖNÜNDEN SAKINCALARI
Akraba
evlilikleri gizli kalmış özellikleri ortaya çıkarabileceği için zararlıdır.
Otozomal resesif: çekinik genlerin ortaya çıkmasını akraba evliliği
kolaylaştırır. Bu konuyu şöyle açıklayabiliriz: Genetik özellik dediğimiz
genlerdeki değişim; mutasyon sonucu bazı hastalıklar ortaya çıkar. İnsanlarda
kromozomlar çift olduğundan, diğer bir değişle genler vücutta çift olarak
bulunduğundan, birisinde çalışmama durumunda diğer gen çalıştığından hastalık
görünmez. Bu duruma heterazigot veya taşıyıcılık diyoruz. Eğer anne ve baba
aynı soydan geliyorsa ve birinci derecede akraba iseler , her ikisi de bu
hastalığı taşıyorsa , ikisinden de bozuk çalışmayan geni alırsak doğacak
çocuk tam hasta olur.
ANNE
BABA
Hastalık
Hastalık
Taşıyan Taşıyan
Kromozom
Kromozom
HASTA ÇOCUK
SAĞLAM ÇOCUK TAŞIYICI ÇOCUK TAŞIYICI ÇOCUK
Yukarıdaki
şekilden açıklayacak olursak
a)
Hem
anneden hem babadan hastalık geni olan kromozomu alırsak doğacak çocuk hasta
olur. Risk ¼ yada % 25 dir.
b)
Anne
ve babadan hastalık geni olmayan kromozomu alırsak doğacak çocuk sağlam olur.
Risk ¼ yada % 25 dir.
c)
,
d) Ya anne ya da babanın, birisinden sağlam geni diğerinden hastalıklı geni
alırsa çocuklar taşıyıcı olacak anne ve babaları gibi bulgu vermeyeceklerdir.
Rizk ½ yada % 50 dir.
Sağlamlar
ve taşıyıcılar bulgu vermediklerinden bir araya toplarsak , ¼ + ½ = 2/3 yada %
75 dir. Akraba evlilikleri gizli kalmış özelliklerin ortaya çıkmasını
sağlamaktadır. Örneğin, toplumda 7000 de 1 görülen bir hastalıklı 2 kişinin
tesadüfen bir araya gelme ihtimali ise azdır. Annesi ve babası bu hastalığı
taşıyan bir ailenin çocukları evlendiği zaman bu bozuk genlerin karşı karşıya
gelmesi normal popülasyona oranla daha fazladır. Akraba evlilikleri sonucu
sadece enzimatik hastalıklar ortaya çıkmayıp, otozomal resesif kalıtımla geçen
bir çok yapısal hastalıklar ortaya çıkabilir. Örneğin: bazı iskelet
bozuklukları, parmak anormallikleri , kan hastalıkları (talosemiler gibi.)
Akraba
evliliğinin sakıncalı olabileceğini bilen veya duyan kişiler bu evlilikleri
gerçekleştirmeden evvel taşıyıcılık testi yapılırsa , taşıyıcı olup olmadıkları
anlaşılır.
NEDEN
AKRABA EVLİLİĞİ?
Şimdi
akla şöyle bir soru geliyor; Acaba aileler neden öncelikle akraba kızlarını
seçiyor?
Araştırmalarımızla
gördük ki, bunun da çeşitli nedenleri var. Türkiye geneli için bu nedenleri şu
şekilde sıralayabiliriz:
- Gelenek
ve görenekler (örf ve adetler)
- Malın
bölünmemesi,
- Soyluluk
düşüncesi,
- Kan
davası ve aşiretçilik,
- Evlilikte
istikrar (sosyal garanti)
- Gelinin
daha saygılı olacağı düşüncesi,
- Ekonomik
yardımlaşma,
- Birarada,
aynı yerde büyüme (sosyo-psikolojik etkenler)
- Gelinin
daha dürüst ve-namuslu olacağı inancı,
- Coğrafi
şartlar ve ulaşım güçlüğü,
- Üvey
çocukların bakımı,
- Başlık
parasını azaltma amacı.,.
Yukarıda
sıraladığımız nedenleri teker teker ele alarak biraz daha açıklık getirelim:
1-
Gelenek ve görenekler (örf ve adetler):
Türk
milleti tüm batılılaşma hareketlerine rağmen, (özellikle kırsal kesimde)
eskiden beri süregelen adetlerine bağlılık özelliğini yitirmemiştir. Bu adetler
olumlu veya olumsuz olsa Anadolu'da yerleşmiş bir söz vardır, «kendi kötün
elin iyisinden yeğdir» diye... Onun için bir genç evlendirileceği zaman
öncelikle akrabadan uygun bir «eş» seçimine gidilir. Eğer dengi biri yoksa
sonra komşudan daha sonra ise yabancı bir aileden
eş
alınır.
Doğu
ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, evlenmeyen bir kızın günahı amca oğlunun
boynunadır. Yine bu yörelerimizde yakın akrabadan kız almak, «Kalaylı kaptan su
içmeye» benzetilmiştir. Bütün bunlar atalardan süregelen bir gelenektir. Yakın
akraba evliliklerinin yapılmasında da etkin rol oynamakta-dır.
2-
Malın bölünmemesi:
Anadolu
insanı, toprağına çok bağlıdır. Toprağının bir parçasının dahi elinden
çıkmasına gönlü razı olmaz. Hangi nedenle olursa olsun, toprağın bölünmesini,
başkasının eline geçmesini istemez. Onun içindir ki, aile reisinin tek amacı
babadan kalma arazisini çocuklarına olduğu gibi devretmektir.
Çocuklar
evlendirilirken, yakın akrabadan biri olmasına özen gösterilir. Bu yolla,
mevcut menkul veya gayrimenkul akraba çevresinin dışına çıkmamış olur. Hatta
aileler birbirlerine kenetlenmiş sayılır. Ölenlerin varlıkları da yine aile
fertlerine kalmaktadır.
3-Soyluluk
düşüncesi:
Nasıl
ki evlenmelerdeki amaç insan neslinin devamını temin ise, yapılan akraba
evliliklerinde de amaç soyun asilliğinin devam ettirilmesidir.
Genellikle
ailelerin erkek çocuk isteğinin bir nedeni de köylerimizde geleneksel olarak
çok önem verilen bu amacın gerçekleştirilmesidir. Çoğu bölgelerimizde, evlenen
bir genç kızın vardığı yerde erkek çocuk doğurması evliliğin sürmesinin adeta “garanti
belgesi”ni oluşturur. Bu nedenle, “Ocağı yaktı” veya “Ocağı şenlendirdi” deyimi
halk arasında yerleşmiştir. Yine halk arasında (özellikle kırsal kesimde)
kullanılan «erkek adamın erkek çocuğu olur» sözü soyun devam edeceğini ima
için kullanılır. Aslında çocuğun erkek veya kız olmasında kadının hiçbir rolü
yoktur, Çocuğun cinsiyetini erkeğin tohumu (spermi) belirler. Yani erkek
adamın hem oğlu hem de kızı olur.''Burada kızın akrabadan olması, doğacak
çocuğun aile geleneklerine daha yatkın ve bağlı olacağı, damarlarında dolaşan
kanın asaletini (!) yitirmeyeceği inancı etkin bir nedendir.
4
- Kan davası:
Pekçok
aile ocağının sönmesine, kadınların dul, çocukların öksüz-yetim kalmasına ve çarpışanların
ölmesine veya yararlanmasına neden olan “kan davaları” da akraba evliliklerinin
yapılmasında etkendir. Aynı köyde yaşayan iki kan davalı ailenin gençleri
sürekli kendi içinde evlendirilir ki aile kuvvetlensin, yetişen genç öç
almadan çekinmesin. Nedenlerden biridir bu. Ayrıca kırsal kesim yerleşim
bölgelerinde aşiretcilik de mevcuttur, Herkes kendi aşiretinin kuvvetlenmesi
ve sağlam temele oturması için akraba evliliği yapar. Bir köyde en fazla iki ya
da üç aşiret bulunur. Eğer burada aşiretler arası “kan davası” varsa, zaten
gençler kendi akrabasından evlenmek zorundadır. Çünkü kesinlikle düşman sayılan
“kanlı”ya kız verilmez veya alınmaz. Bir de kan davası olan ailelere başkaları
da kız vermek istemez. Nedeni de kan davasına bulaşmak istemedikleri ve
kızlarının da ileride ıstırap çekmemesi içindir. Ancak, bazen “barışmak” için
alınır veya verilebilir.
5
- Evlilikte istikrar:
Evliliklerde
öncelikle akraba kızının tercih edilmesinin nedenlerinden biri de “evlilikte
istikrarım sağlanabilmesidir. Düşünülür ki, çocukluktan beri birbirini tanıyan,
huyunu suyunu iyi bilen iki yakın akraba gencin birleşmesi hem kolay hem de
evliliğe istikrar getirir.Adeta bu tanıdıklık evlilikte “istikrar belgesidir”
Anlaşmaları kolay, geçimleri iyi, evlilikleri ömür boyu sürüp gider. Kısaca
kadın - erkeğin akraba olması halinde, evlilik hayatları boyunca yabancıya
nazaran daha rahat edecekleri ve kolay kolay boşanamayacakları kanaati
yaygındır.
6-
Gelinin daha saygılı olacağı düşüncesi:
Anadolu'nun
büyük bir bölümünde aile fertleri hep bir arada yaşar. Biraz geleneklerin
biraz da hayat şartlarının getirdiği zorunluluk nedeniyle bir gence evleneceği
zaman ayrı bir ev açılması pek düşünülmez.
Eve
gelin gelecek “el kızı” acaba aile fertlerine karşı nasıl bir tavır takınacak?
Ailenin yaşlıları özellikle ilk önce bunu düşünül. Gelin kendilerine saygılı
davranır mı? Onlara itaatli olur mu? Onun için, bu endişeyle evlenecek gence
akrabadan bir kız aranır. Gelin akraba olursa zaten tanıdığı için, onlara uyum
sağlar ve büyüklere de saygıda kusur etmez. Çoğu gençler de şöyle düşünür:
“Kız
akraba olduğu için anama-babama acır, onlara daha iyi bakar”.
7-
Ekonomik yardımlaşma:
Köylü
için bağ-bahçe işleri günlük yaşamın bir parçasıdır. Onlar hep toprakla haşır
neşirdir. Toprağı eker biçer, harman yapar. Meyve-sebze yetiştirir. Sulamak
ister, bakım ister. Bütün bu işler de genellikle insan gücüyle yapılır. İşlerin
kolay yürümesi de yardımlaşmayla mümkün olur. Akrabalar arası yardımlaşma daha
kolay ve daha içtenliklidir. Akrabalar arasında mevcut olan işbirliği ve
yardımlaşma geleneğinin mümkün olduğu kadar daha fazla sürdürülmesi için de
yeni yeni evlilikler yapılır. Kısacası evlenecek gence akraba bir kız tercih
edilir.
8
- Birarada aynı yerde büyüme:
Küçük
yaştan beri birlikte büyüme, aynı şartları paylaşıp birbirini yakından tanıma
ve bu arada duygusal bağlarla bağlanmalar da akraba evliliklerinin
nedenlerindendir. 1985'in son aylarında yeniden meşhur olan Muallim türküsü
bunu güzel ifade
ediyor:
Emmim
kızını vermezse
Turşu
koysun fincana...
Yani
dar bir çevrede gencin ilk göz ağrısı amcasının kızıdır.
9-Gelinin
dürüst olacağı inancı:
Akrabadan
olan kızın, soyu bellidir. Namuslu ve dürüst olup olmadığı da bilinir. Yabancı
biriyle evlenilirken araştırıp bunu öğrenmek gerekir. Ama, “Tanıdık ve bildik
biri varken başkasını araştırmak niye?” diye düşünülür. Ya yanlış bilgi verilirse?
İşte bu endişeyle akrabayla evlilik tercih edilir.
10-
Coğrafi şartlar ve ulaşım güçlüğü:
Günümüz
Türkiye'sinde bile hâlâ yolları olmayan köyler, ulaşım güçlüğü çeken yerleşim
bölgeleri mevcuttur. Kışın kar bastırınca dört-beş ay köy dışına çıkılamayan
yerler vardır. Başka köy ve kasabalarla, yılda elin parmakları kadar az
denilebilecek şekilde görüşebilen insanlarımız vardır. Bu nedenle gençler
sürekli görüşmek zorunda oldukları insanlar arasından eşlerini seçme durumunda
kalırlar.
11-
Üvey çocukların bakımı:
Nadir
de olsa herhangi bir nedenle eşini kaybeden kişi yeniden evlenmek için
akrabasına yönelir. Şöyle ki, akraba kızı, üvey çocuklara daha fazla şefkat
gösterir. Onlara kendi çocuğu gibi bakar. Burada psikolojik bir amaç da söz konusudur.
Örneğin,
baldız, ölen kardeşinin çocuklarına üvey analık yapmaz. Tersine onları ,daha
fazla bağrına basar. Aynı şekilde .kayınbiraderle evlilikte de kayınbirader,
kardeşinden kalan öksüz çocuklara bir yabancı erkekten daha iyi bakar. Aynı
kanı taşıyan amcanın babalık yapması daha fazla tercih edilir.
Bu
tür evliliklere bazı İslam ülkelerinde de rastlamak mümkündür.
Mesela Mısırlı bir şoförün anlattığına göre, kardeşi ölmüş 4 tane çocuğu
ortada kalmış. O da yengesiyle evlenmiş. 3 tane de kendi çocuğu Varmış.
Böylece 7 tane çocuk babası, oluvermiş. Mısırlı şoför diyor ki: “Kardeşimin
çocuklarına ben bakmazsam kim bakardı,? Yengemle de evlenmekle onun namusunu
korumuş oldum!..”
12
- Başlık Parası:
Türkiye'de
akraba evliliklerinin yapılış nedenlerinden biri de hiç kuşkusuz başlık
parasın, azaltmakta Akraba kızı, alınırken, başhk ya hiç alınmamakta veya
çevredeki başlık miktarından daha istenmektedir. Bu nedenle başlık, akraba
evliliklerinde etkin rol oynamaktadır.
2-Geçici
(muvakkat) olarak yasak olanlar
Daimi
surette yasak olanlar üç sebepten dolayıdır:
1-Neseb
yoluyla (kan hısımlığı)
2-Sıhriyet
(evlilik) sebebiyle (I8)
3-Rida
(süt emme) yoluyla
NİKÂHLARI
EBEDİ YASAK (HARAM) OLAN KADINLAR
A) Neseb
sebebiyle (Kan hısımlığı):
l-ANALAR:
Erkeğin kendi anası haram olduğu gibi, anasının anası, babasının anası ile
bütün öz ve üvey nineleri....
2-KIZLARI:
Erkeğin kendi kızı, kızının kızları, oğlunun kızları, onların evlat ve
torunları da...
3-KIZKARDEŞLERI:
Gerek ana baba bir, gerekse yalnız ana veya yalnız baba bir kız kardeşleri...
4-HALALAR:
Babaların ve dedelerin (öz veya üvey) kız kardeşleri, babasının halası,
anasının halası...
5-TEYZELER:
Erkeğin anasının (ana-baba bir) kız kardeşleri, anasının teyzesi, babasının,
dedesinin teyzeleri...
6-KARDEŞ
KIZLARI: Erkeğin ana-baba, yahut yalnız baba veya ana bir, erkek kardeşinin ve
kız kardeşinin kızları ve onların çocukları...
Bütün
bu sayılanlarla bir erkeğin evlenmesi kesin olarak yasak edilmiştir. Kesinlikle
evlenemez. Aynı şeyi tersinden düşünürsek, kadın için de durum değişmez.
B)Evlenmeden
doğan hısımlık (sıhriyyet) sebebiyle evlenilmesi yasak (haram) olan kadınlar.
l
-KAYINVALİDELER: Erkeğin karısının anası haram olduğu gibi, anasının anası,
babasının anası da...
2-ÜVEY
KIZLAR: Erkeğin evlendiği kadının başka kocadan olan kızları, oğullarının
kızları...
3-GELİNLER:
Erkeğin kendi oğlunun hanımı haram olduğu gibi, torunlarının hanımları ve
gelinleri de haramdır...
4-ÜVEY
ANALAR: Erkeğin babasının karısı (gerek sonradan aldığı gerek 2.3.4. kez
evlenen kimsenin hanımları) ki üvey analardır. Bunlar haram olduğu gibi
babasının babası ve gerek ana sının babası (yani dedelerinin) hanımları... da
haramdır.
5-HANIMIN
KIZKARDEŞI: (Baldız); Buradaki yasak iki kız kardeşin birlikte nikahlanmasıdır.
C)
Emzirme sebebiyle nikâhları yasak olan kadınlar
l-Süt
anne, süt annenin annesi, onun annesi...
2-Süt
kızlar ve onların kızları...(Erkeğin süt kızı; nikâhı altında bulunan karısının
emzirdiği çocuktur)
3-Süt
kız kardeş ve kızları, onların kızları...
4-Süt
hala ve süt teyze (Süt teyze,çocuğu emziren kadının ablasıdır, süt halaya
gelince, bu da çocuğu emziren kadının kocasının
kız
kardeşidir)
5-Kadının
sütannesi (çocukluğunda sütanneyi emziren kadın) ve bu annenin anneleri... Bu
yasak nesebte kan hısımlığında olduğu gibi, kadınla olan soyut nikâh akdinin
devamı müddetince
geçerlidir.
6-Kadının
süt kızı (bir kimsenin evlenmeden önce hanımının emzirdiği çocuk) ve onun
çocuklarının kızları, kızlarının kızları... Bu yasak hükmü ancak kocanın karısı
ile zifafa girmesinden sonra geçerlidir.
7-Süt
babanın veya dedenin karısı. Onların babalarının kızları. (Süt baba hanımının
emzirdiği bütün çocukların babasıdır. Böyle bir çocuk için sadece kendisini
emzirenle evlenmek yasak olmaz, kendisini emziren kadın zaten sütannesidir. Süt
babasının evlendiği her kadınla evlenmesi yasak olur)...
8-Sütoğlunun
karısı... Oğlunun oğullan, hanımları...
9-Bir
kadınla, süt kardeşini süt halasını, süt teyzesini veya emişme yoluyla mahrem
olan herhangi bir kadını birlikte nikâh altında tutmak da haramdır.
SONUÇ
Türkiye'de
aile yapış; bölgelere göre değişik ve karmaşık bir şekil arz etmektedir. Bunun
nedeni de kültür farkı, sosyoekonomik şartlar ve geleneklere olan bağlılıktan
kaynaklanmakladır.
Ülkemizde
her beş evlilikten biri akrabalar arasında yapılmaktadır. Ancak bu durum
bölgelere göre farklılık gösterir. Mesela, Doğu Anadolu'da her üç evlilikten
biri akrabalar arasında yapılırken, Batı Anadolu'da (Ege ve Marmara) bu oran
7'de hatta 8'de bire düşmektedir.
Bölgeler
arasında böyle farklı oranların görülmesi akraba evliliklerinin yapılış
nedenlerine bağlıdır. Bu nedenleri daha önce 12 maddede toplamıştık. Nedenlerin
mevcut olduğu bölgelerde akraba evliliği oranı yüksek, azaldığı veya kaybolduğu
bölgelerde düşüktür. Bir başka genellemeyi ise şöyle yapabiliriz: Kırsal
kesimde akraba evliliği daha fazla, şehirlerde ise daha azdır. Bu da gösteriyor
ki toplumumuzda imkanlardan faydalanma dengeli biçimde dağıtılamamıştır.
Kısaca
diyebiliriz ki; Kültür seviyesinin düşük olduğu bölgelerde, gelenekler ve
maddi etkenler ağır basmaktadır.
Şimdi
akla şöyle bir soru gelebilir: Acaba akraba evliliğinin çok veya az oluşu bu
kadar önemli midir? Gelecek nesil için bir sakınca söz konusu mudur?
Akraba
evliliklerinin “kesin sakıncalı” olduğunu söyleyemeyiz. Tıbbi bölümde de
belirtildiği gibi soyda geçici (irsi) bir hastalık yoksa «endişe»
duyulmamalıdır. Ama varsa...O zaman sakat, dengesiz ve topluma yük olacak
çocuklar dünyaya getirmemek için böyle bir evlilikten kesinlikle
kaçınılmalıdır.
Akraba
evliliğinin çok veya az oluşunun önemini şöyle açıklayabiliriz:
Mesela;-soyunda
ruhsal bozukluk bulunan iki yakın akraba evlendiklerinde bu tür hastalıklı
çocuklar dünyaya gelecektir. Onların çocuğu da yakın akraba evliliği yaparsa,
torunda bu hastalık kaçınılmaz olacaktır. Böylece birkaç kuşak sonra hastalık
eğer yakın akraba evliliği sürüp gitmişse hatanın devamından dolayı,
soyağacının her dalında yerleşip oturmaya ve zaman içinde bütün sülalede kök
budak salmaya başlayacaktır.
Bu
nedenle akrabasıyla evlenecek olanlar çok hassas davranarak mutlaka tıp
fakültelerinin “genetik danışma” merkezine başvurup durumlarını gözden
geçirtmelidirler. Yine soylarında irsi (kalıtsal) bir hastalık olup olmadığını
da özellikle araştırmalıdırlar.
“Akraba
evliliği, soyda olmayan bir hastalığın ortaya çıkmasına değil, var olan
sakatlığın görülme ihtimalinin artmasına neden olur”.
Soydaki
geçici bir hastalık yoksa, kesin sakıncalı olmadığı için, dini alanda yakın
akraba evliliklerine yasak konulmamıştır. Ancak tavsiye mahiyetinde bağlayıcı
olmayan uyarıda bulunulmuştur. Peygamberimiz: “Yakın akrabadan evlenmeyin, zira
çocuk cılız olur” demiştir. Onun için diyoruz ki, “akraba evliliğini ilk planda
değil, son planda düşünmek en akılcı bir yoldur.” Yakın akraba evliliklerinin azabilmesi
için takip edilmesi gereken yol şudur:
v Akraba
evliliklerinin nedenlerine soysa ekonomik ve kültürel yönlerden yaklaşılarak
(nedenlerinin ortadan kalkması için) etkin tedbirler alınmalı, toplumumuz irsi
hastalıklara karşı uyarılmalı ve eğitilmelidir.
v TV,
radyo basın-yayın gibi kitle iletişim araçlarından azami derecede
faydalanılmalıdır.
v Daha
derli toplu küçük grupların eğitilebileceği mahalli programlardan
yararlanılmalıdır.
v Akraba
evliliklerinin fazla yapıldığı, sakatlıkların görüldüğü yerleşim merkezlerine
ayrı bir özenle eğilmenin uygun ve verimli olacağı da dikkate alınmalıdır.
v Kültür
düzeyinin yükselebilmesi için her türlü gayret gösterilirken , maddi
nedenlerinde ortadan kaldırılması amaç edinilmelidir.
v Başlık
parası ve kan davasının üzerine gidilerek bu iki sosyal yaraya neşter
vurulmalıdır.
v Konu
anlatılırken sakıncalı ve faydalı yönleriyle ortaya konulmalı, zararın ve
karın hangi tarafta bulunduğu açıkca gösterilmelidir.
Etiketler: